+

AKP’nin İsrail çıkmazı
17 Mayıs 2018

Sevgili okurlarım, Filistin’deki olayları dehşetle, ibretle izledik. Peki bütün bunlar olur ve insanlar orada can verirken, sözde İsrail düşmanı (!) Arap ülkeleri ve öteki İslam ülkeleri nerede?
Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün, Irak, Mısır, Fas, Tunus, Cezayir, Libya vesaireden tık var mı?
Bu herifler niye böyle sessiz kalıyor?..
Nedenini hemen söyleyeyim, bunlar aslında Filistin’in değil, İsrail’in dostu.
Ama sahtekârlık yapıp tam tersini göstermeye çalışıyorlar.
Özellikle petrol zengini olan Suudi Arabistan ve Katar’ın dünyanın en büyük hırsızları, en büyük vurguncu çeteleri tarafından yönetildiğini artık bütün dünya biliyor.
Bunlar Müslüman geçinir ama dünyanın en alçak, en haysiyetsiz adamlarıdır. Hepsi de ABD’nin kucağında oturmaktadır.
Dolayısıyla bu hırsızlar çetesinin İsrail’e tavır koyması asla söz konusu olamaz.
* * *
Şimdi gelelim bizimkilere!..Yakında seçim var. Bu yüzden İsrail’e karşı en sert tepkiyi bizim hükümet sergiliyor.
Şu hale bakınız, Türkiye’de bugün dahil üç günlük ulusal yas ilan edildi.
Kim farkında bunun?
Ayrıca kimin umurunda?
Bunların bütün amacı İsrail’e karşı böyle “Sert (!)” çıkışlar yapıp 24 Haziran’da oyları cebe atmak.
* * *
Yarın İstanbul’da İslam İşbirliği Teşkilatı toplantısı düzenlediler. Dünyanın dört bir yanında 50’den fazla İslam ülkesi var, kaçı gelecek bu toplantıya…
Ayrıca gelseler kaç yazar, gelmeseler kaç yazar?
Olacağı şudur:
Boğaz’da tekne gezileri düzenlenir, iftar sofraları kurulur, İsrail’i kınayan göstermelik bir bildiri yayınlanır ve her birinin temsilcileri “Hadi abicim bize eyvallah, daveti ve konukseverliği için Türk hükümetine teşekkür ederiz” deyip ülkesine döner.
İki gün daha bekleyin, göreceksiniz.
* * *
Sonracığıma, hükümetimiz yarın Yenikapı’da İsrail’i kınamak amacıyla miting düzenleyecek, bütün olanaklar seferber edilecek, kalabalık toplanacak, kürsüde Kur’an okunacak, nutuklar verilecek ve yine aynı masallar tekrar edilecek:
“Kahrolsun İsrail!..”
* * *
Beğenelim veya beğenmeyelim, sevelim veya sevmeyelim, orada bir yanda avuç içi kadar İsrail, öbür yanda ise kalabalık bir İslam dünyası var.
Peki nasıl oluyor da bu avuç içi kadar ülke, koskoca İslam alemi ile kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyor, inanılır şey değil. Nedeni şu:
İsrail örgütlü, İslam dünyası değil.
İslam dünyasının çoğu hırsız yönetimlerden, entari ve terlikle gezen ahlâksız krallardan ve şeyhlerden oluşuyor.
Osmanlı’ya ihanet eden bu, Arap ülkeleri Birinci Dünya Savaşında iyi ki elimizden çıkmış! Yoksa bir de onların başımıza açacağı nice belalarla uğraşmak zorunda kalacaktık.
* * *
Sevgili okurlarım, bizimkiler sürekli nutuk atıyor da, bu işler nutuk atmakla düzelmez.
“İsrail’e dünyayı dar edeceğiz!..”
Nasıl dar edeceksiniz, böyle palavralar sıkarak mı?
Şimdi bir şey anlatayım, belki şaşıracaksınız.
Türkiye’ye gelen İsrail vatandaşlarına vize uygulamıyoruz. Pasaportunu cebine koyan geliyor.
Buna karşın herhangi bir Filistin vatandaşı Türkiye’ye gelmek isterse vize almak zorunda.
Gülünç bir manzara!
* * *
İsrail’le karşılıklı ticaret hacmimiz yaklaşık beş milyar dolar.
Peki İsrail, tanklarında, uçaklarında ve sivilde kullandığı akaryakıtı nereden sağlıyor? Onların petrolü yok, nereden geliyor petrol?..
Türkiye’den, Akdeniz bölgesindeki boru hatlarından ve bizim rafinerilerimizden!
Barzani’nin petrolü Ceyhan’a geliyor, bir bölümü oradan gemilerle İsrail’e gönderiliyor.
İsrail’i akaryakıt dahil her açıdan biz besliyoruz…
İsrail limanları Türk bandıralı gemilerle dolu.
Şimdi tablo bu olacak, sen ise her gün “Katil İsrail’i kınıyoruz… Dünyayı dar edeceğiz” diye bağırıp, seçim öncesinde seçmen tavlamaya çalışacaksın!
* * *
Bu avuç içi kadar ülke almış başını gidiyor, ortalığı mahvediyor ve İslam alemi sessiz…
Zira pek çoğu aslında Yahudi dostu.
Bazıları açıktan destek veriyor, bazıları çaktırmadan ve sessiz kalarak.
İsrail büyükelçisini ülkesine göndermek, ulusal yas (!) ilan etmek, mitingler düzenlemek falan işe yaramaz…
Bunlar seçim öncesinde seçmen tavlamak için yapılan ucuz atraksiyonlardır.
Sıfırlasana İsrail’le ticaretini…
Türkiye’den İsrail’e petrol sevkiyatını yasaklasana…
Yahudi kuruluşları tarafından Recep Bey’e verilen onur madalyasını iade etsene…
Yok hayır, bunları yapmazlar, yapamazlar. Yürekleri yetmez.
Ama her gün nutuk atıp iç siyasete oynarlar, bu oyunlarına Türk Milleti’ni de alet etmeye yeltenirler.

https://www.sozcu.com.tr/2018/yazarlar/emin-colasan/akpnin-israil-cikmazi-2411702/

Kelek…
17 Mayıs 2018

İsrail’in geliştirdiği kavunun tohumunu, bizimki alıp getirdi o sene…
Ekti…
Hayal kurdu; yetiştirip tohumluk çekirdeğini satarsa köşeyi dönecek…
Çapasını yaptı, gübresini verdi, suyunu eksik etmedi… Her sabah erkenden gidip baktı, kavun çıktı mı?..
Çıktı…
Yapraklarını bile saydı…
Yanına korkuluk yaptı, korkuluğa kendi eski ceketini giydirdi, kasketini taktı ki tilki, karga yaklaşmasın…
Geceleri kavun hayalleri kurdu…
Altına Mercedes, gidiyor…
*
Kavun çiçek açtı…
Sarı sarı…
Birkaç hafta sonra ceviz büyüklüğünde kavun gözüktü…
Sabredemeyip sağa sola zengin olacağını bildirdi, isteyene dünyanın en iyi kavununun tohumluk çekirdeğini satabileceğini duyurdu…
Tohuma ayırdığı özel kavunları ayırdı, biraz fazla bekledi ki tohumları olgunlaşsın…
Ve o gün geldi, kavunu eve getirdi…
Kesti…
Baktı…
Çekirdeği yok…
*
İsrail, tohumu olmayan, dünyanın en iyi kavununu yetiştirmişti… Ki her seferinde tohumu kendisinden alsınlar…
*
AKP iktidarı ise 2006 yılında çıkarttığı bir kanunla, tohum işini çok uluslu şirketlere bırakıp, yerli tohum üretenleri cezalandırdı…
Böylece kendi yerli tohumunu kanun ile cezalandıran yeryüzünün tek ülkesi oldu Türkiye…
Sonuçta; yarısı çöl İsrail, tarım ülkesi Türkiye’ye tohum satmaya başladı mı?…
*
İsrail’de her beş çocuktan dördü, daha lise çağında teknik eğitimde… Seçmeli dersleri; motor, mekanik, bilgisayar, havacılık, uzay, gemicilik, tasarım, inşaat, tarım…
Bunlar; köy enstitülerini kapatmak yetmemiş gibi normal liseleri imam-hatip yaptılar…
Arkadaş bir milyon imam yetiştiriyorum diye seviniyor…
*
Bu sebeptendir…
8,5 milyonluk İsrail, 300 milyonluk İslam alemini parmağında oynatmaya devam ediyor…
İstediğin kadar yırtın…
*
Kavun meselesidir bu…
Şarkısı da vardır:
“Ah felek zalim felek…
Kimine kavun yedirdin kimine kelek…”
Şimdi hep birlikte……

https://www.sozcu.com.tr/2018/yazarlar/bekir-coskun/kelek-2411676/

İngiliz öpücüğü
17 Mayıs 2018

Tespit 1)
İsrail Gazze şeridinde yine katliam yaptı.
Tespit 2)
Erdoğan İngiltere’de -son dönemde Avrupa’da görmedi¬ği- ilgiyle ağırlandı:
– Prens Charles ile görüş¬tü.
– Başbakan Theresa May ile görüştü.
– Kraliçe II. Elizabeth ile görüştü.
– İngiliz medyasına röportaj¬lar verdi.
– Chatham House’da konuşma yaptı.
İnsan ister istemez soruyor: Neler oluyor?
Yazıma başlayabilirim:
Almanya/Frankfurt köken¬li Yahudi Rothschild ailesi¬nin adını duymayan yoktur! Dünya finans piyasasının bir numaralı ismidir…
Amschel Moses Rothsc¬hild (1710-1755) ipek ticareti yapıyordu. Küçük dükkanı vardı. Çiçek hastalığından ölünce, -haham olarak yetişti-rilmek üzere Yeshiva’ya gön¬derilen- dördüncü oğlu Mayer Amschel Rothschild (1744- 1812) okulu bıraktı. Ve baba mesleğini büyütüp, bankerlik yaparak Rothschild ailesini uluslararası hanedan yaptı.
Beş oğlu vardı; her birinin Londra, Paris, Berlin, Viyana, Napoli’de bankerlik yapmasını sağladı.
Merkez Londra oldu. Başında Nathan Mayer Rothschild (1777-1836) vardı. Üçüncü çocuk olmasına rağmen –beş yılda serveti iki bin beş yüz katına çıkardığı için- hanedanlığın başına geçti. Fakat…
İddialara göre din değiştir¬mek isteyince aile tarafın¬dan zehirlenerek öldürüldü!
Hanedanlığın liderliğini en küçük kardeş -Paris şubesinin başında bulunan- James Ma¬yer Rothschild (1792-1868) devraldı.
Rothschildler servet bölün¬mesin diye hep aile içi evlilik yaptı. James Mayer de, -Viya¬na şubesinin başındaki- ağa¬beyi Salomon Mayer’in kızı Betty ile evlendi.
Nihayet yazının ana konusunu oluşturan kişiye geldik:
Bu evlilikten doğan Ed¬mond Rothschild (1845- 1935)…
İbranice adıyla, Benjamin…
“İLERİYİ GÖREN KAHİN”
Tarih: 6 Nisan 1954.
Dünyanın en tanınmış mezarlığı Paris Pere Lacha¬ise’deki Edmond Rothsc¬hild’in (ve eşinin) mezarı yıl¬lar sonra, İsrail görevliler tarafından Hayfa’ya götü¬rüldü. Devlet töreniyle Kay¬serya yakınındaki Um el Alaq (Ramat Hanadiv) tepesi¬ne defnedildi. Niye?
Çünkü o, “Avi Hayis¬huv”/ “Yerleşimin Baba¬sı” idi!
Yıl, 1882…
Kudüs sancağı, Osman¬lı’nın yarı özerk idari bölge¬siydi. Yaklaşık 23 bin Yahu¬di, 300 bin Arap yaşıyordu!
Yahudiler yoksuldu. Diğer ülkelerdeki Yahudilerin gön¬derdiği “çaluka” (sadaka) ile geçiniyordu.
Bağışçılar arasında Edmond Rothschild de vardı. 1878’de kurulan ilk yerleşim yeri -“Umudun Açılışı” – Petah Tikva’ya parasal yardımda bulunmuştu. Bunun sonuç getirmeyeceğini öngördü. Artık para-altın vermeyecek¬ti. Toprak alacaktı; ve bu toprak işlenecekti! Bunun için tarım uzmanları gönderecek; tarım okulu açacaktı. Üretim olmadan vatan olmazdı!
İlk 4 bin dönümlük ara¬ziyi, 1883’ün sonunda sahil şeridindeki Tel Aviv yakınla¬rındaki Rishon LeZion’da aldı. Ness Ziona, Rehovot, Mazkeret Batya’yı da alarak toplamda 125 bin dö¬nüm toprağa sahip oldu. 52 yerleşim kurdu. (Onca tersliğe rağmen İsrail tarımı için yaptıkları ayrı yazı konu¬sudur.)
CHATHAM HOUSE
Edmont Rothschild…
II. Abdülhamit’ten izin alarak;
Yerel yöneticilere rüşvet dağıtarak;
Arap toprak sahiplerini paraya boğarak;
İsrail’in kuruluşuna ilk harcı koydu!
Mesele toprak almakla sınırlı değildi. Ülkelerden 500 bin Yahudi’yi bu topraklara taşıdı. Güya Osmanlı Filistin’e büyük çapta Yahudi göçüne izin vermiyordu! Rothschild parası her kapıyı açtı.
Keza…
– Arapları Osmanlı’ya karşı kışkırtan kimdi?
– Filistin’i uluslararası yö¬netime bırakmak isteyen 1916’daki Sykes-Picot Ant¬laşması’nın perde arkasında kim vardı?
– Filistin’de Yahudi Devle¬ti’nin kurulmasının ilk girişimi olan 1917’deki Balfour Deklarasyonu kim hazırladı? (İngiliz dışişleri bakanıArthur Balfour deklarayonu Filistin’i işgal etmeden önce ilk Rothsc¬hild’e sundu!)
– I. Dünya Savaşı’nı bitiren 1919 Paris Barış Görüşme¬sinde kazananların -İngiliz Lloyd George, Amerikalı Wilson, Fransız Clemen-ceau’nun- danışmanlarının Rothschild’e yakın Yahudiler olması tesadüf mü? Zaten ev sahibi Edmond Rothschild idi!
İlişki şaşırtıcı değildi; -bu¬gün olduğu gibi- İngiliz ve Amerikan merkez bankaları Rothschild kontrolündeydi!
Türkiye’de deniyor ki; Gazze’deki vahşete Araplar niye sesini çıkarmıyor? Ro¬thschild’in “gölgesi” Dünya Siyonist Teşkilatı Başkanı Chaim Weizmann ile Hicaz Kralı’nın oğlu Emir Faysal, 3 Ocak 1919’da Paris’te anlaştı: İmza edilen anlaşma bugünkü İsrail sınırlarıdır!
Kimin eli kimin cebinde!
Paris Barış Görüşmesi sürerken Majestic Otel’de 30 Mayıs 1919’da “raund table”/ yuvarlak masa toplantısı yapıldı. Katılanlar; John D. Rockefeller, John P. Morgan, Andrew Carnegie, Cecil Rho¬des ve Edmond Rothschild idi. Dünya derin devletinin “polit¬bürosu!” Ve…
1920’de Londra merkez¬li Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü -Chatham House- Rothschild parasıyla kuruldu. (Bugün yönetiminde-Evelyn Rothschild ve Lynn Rothschild var!)
Peki:
“Bayram değil seyran değil; İngilizler Erdoğan’ı niye öptü?”
Bence…
Ekonomiyle sıkıştırılan Erdo¬ğan, 2002 ayarlarına dön¬dü; teslim oldu?
Bilinir ki: II. Abdülha¬mit‘ i Duyun- i Umumiye (Genel Borçlar İdaresi) ile “esir” aldılar!

https://www.sozcu.com.tr/2018/yazarlar/soner-yalcin/ingiliz-opucugu-2411744/

Saray Modeli fısladı!
17 Mayıs 2018

Doların fiyatı durmuyor, faizler de çıkıyor, fiyatlar ise fren tutmuyor. Benzin, mazot, doğal gaz, elektrik ve hatta suya zamlar yağmur oldu, yağıyor. Halk en ağır vergiler altında inliyor fakat yine de bütçe açığı büyüyor.
Cari açık da kapanmıyor.
İşsizlik alev oldu.
Esnaf zorlanıyor.
En çok işçi-personel çalıştıran baba şirketler, büyük holdingler, devlet ihalesi avcısı patronlar bile: “Tıkandık… Borçlarımızı uzun vadeye yayın” diye bankalara yalvarmakta. Bankacılardan ise “yeniden IMF’yi çağırmak durumuna düşebiliriz” uyarıları yükselmekte. Mübarek ramazan ayı da hayvancılık merkezi Erzurum’da ucuz et kuyruğuyla geldi. Gaziantepli baklavacılar, pahalı geldiği için halkın alamadığı “fıstıklı baklava üretimini” durdurdu.
Saray Modeli!
Dış borç bulan, yiyen.
Dış borçla kışlık saray yapan.
Dış borç alıp israf eden.
Devlet malını satan.
Yazlık saray yapan.
Saray Modeli’nin bu 4 konudaki üstün başarısı (!) ile Türkiye, “Dünya İsraf Endeksi” yapılsa, onun şampiyonu olacak ülke durumuna geldi.
* * *
Saray Modeli fısladı.
16 yıldır Saray Modeli, elindeki aletleri çok başarılı (!) kullanıyordu. Dış borç dolar buluyor, doları çekiç yapıyor faizlerin kafasına vuruyor, faizleri indiriyordu. Bazen faizleri balyoz yapıyor, doların beynine vuruyor, doları indiriyordu. Dış borçla siyah angus ineği ile öküzü ithal ediyor, ithal siyah angus etini çekiç yapıp, yerli kırmızı et fiyatının beynine vuruyor, hayvancılık merkezi Erzurumluya ramazan ayında angus öküzü etiyle iftar açtırıyordu. Dış borçla gelen paranın bir bölümünü “erzak torbası, kömür yardımı, fakirlik maaşı, TOKİ üzerinden konut rantı” adı altında dağıtıyor, seçim de kazanıyordu.
Saray Modeli tükendi.
Gelip duvara dayandı.
Aletleri yetersiz kaldı.
Doları durduramıyor.
Faizleri de indiremiyor.
* * *
Saray Modeli’ni erken seçim yapmaya “doların sopası ve dolarla ödenecek borçların büyüklüğü” zorladı.
Dolar!
Seçime zorlar.
İktidardan düşüremez.
Hesabı yapıldı.
Saray Modeli’nin bu hesabına, gördüğünüz gibi, mayıs ayı ortasında kar yağdı ve Haziran ayının 24’üne kadar yoğun kar yağışı beklentisi belirdi.
Dolar 4.40’ı geçti.
Doların sopası, bu kez Saray Modeli’nin başına iniyor. Dış borç yükü artıyor.

https://www.sozcu.com.tr/2018/yazarlar/necati-dogru/saray-modeli-fisladi-2411683/

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert.